Her Şeye Rağmen Mutlu Yıllar...

 

 

                                           

5 kadın 1 erkeği öldürdü!

Her Şeye Rağmen Mutlu Yıllar...

Sadık Kerim UZAN
Türkçe Öğretmeni

 


"Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum."

Orhan Veli Kanık

Sevgili Öğrenciler,

İnsan bazen bilir, görür, anlar, fakat iş anlatmaya geldiğinde sanki bütün yollar kesilmiş, bütün hatlar kopmuş gibidir. O yüzden "Anlatamıyorum." diyen Orhan Veli'nin yaşadığı sancıyı; "Hissederim, söyleyemem. Dili yok kalbimin, bundan ne kadar şikâyetçiyim!" diyen Mehmet Akif’in sıkıntısını bu yazı için kalemi elime aldığımda daha iyi anladım. Oturdum masanın başına ve düşünüyorum: "2012 yılıyla ilgili neler yazabilirim?"

Öncelikle bu yeni yılın birbirimizi hem zihnimizle hem kalbimizle hem de ruhumuzla çok iyi anlayabileceğimiz özel bir yıl olmasını ümit ediyorum. Çünkü en uzak mesafe kıtalar, okyanuslar arasındaki mesafe değil. En uzak mesafe birbirini anlamayan iki insanın arasındaki mesafedir. Mevlana gözüyle bakarsak konuya "Birbirimizi anlamak için aynı dili konuşuyor olmak değil aynı duyguları yaşıyor olmak" icap eder.

"2012 yılı hayatımızda yepyeni umutların filizleneceği bir bahçe, en güzel hatıralarımızı kaydedeceğimiz tertemiz bir defter sayfası, ağzımızda bir şeker tadı olsun." isterim.

Her şeye rağmen hayatın karşısında büyük bir ümitle beslenerek dimdik durabilelim.

Bakın Candan Erçetin ne güzel dillendiriyor bu durumu:

"Güneş her akşam batıp her gün doğuyorsa,

Çiçekler solup solup tekrar açıyorsa,

En derin yaralar kapanıyorsa,

En büyük acılar unutuluyorsa,

Neden korkulur hayatta?

Söyleyin bana!

Ben neden hep aynı kalayım?

Söyleyin bana!"

Hayatımızda evde yaptığımız hesapların çarşıya uymadığı zamanlar da olacak. İşler istediğimiz gibi; plânladığımız gibi gitmeyebilir. Canımızı sıkmayacağız. "Sağlık olsun. Yine yapacağım bu işi." demeyi bilmeliyiz. Yine Candan Erçetin’den devam edelim:

"Elbette bazen çiçek açıp bazen solacağım.

Elbette daldan dala konup sonra uçacağım.

Elbette bazen hızla dönüp bazen duracağım.

Elbette bazen söyleyip bazen susacağım."

Üzerinde sürekli durmaya çalıştığımız değerleri en güzel şekilde yaşayıp yaşatacağımız bir yıl olsun.

Tahsin Saraç'ın "Ana Öğüdü" şiirindeki ricalarına gönülden uyacağımız bir yıl olsun:

"Çiçekleri ezme yavrum,

Çiçek bir yüreğe benzer,

Çiçek ezen, insan ezer.

Sakın sen kuş vurma yavrum!

En engin bir kardeşlikte,

Uçar kuşlar gökyüzünde.

Tüfekle oynama yavrum,

Şakacığı bile çirkin,

Bir canlıyı öldürmenin.

Gel, bir çiçek ol sen yavrum,

Kendi ülkenin renginde,

Şu yeryüzü demetinde."

Sevgimizle herkesi kucaklayacağımız bir yıl…

Vefasızlara bile vefanın nasıl bir kavram olduğunu öğreteceğimiz bir yıl…

"Sorumluluk varsa, yerine getirilmişse sorun yoktur." düşüncesini kavrayabileceğimiz bir yıl…

Cesaretin bir gösteri, bir kahramanlık şovu, bir dizi tema'sı değil akıl, mantık, sabır üçgeninde yaşayan yüce bir değer olduğunu fark edeceğimiz bir yıl…

"Benim atalarım dağları deldi, denizleri aştı. Ben bugün bu soruları mı yapamayacağım, bu sorunları mı aşamayacağım?" diyebilecek kadar kendimize güveneceğimiz bir yıl…

"Ülke için gerçek hedef ne ise onu görecek o hedefe yürüyeceksin. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacak. Fakat sen buna karşı direneceksin. Önüne sonsuz engeller de yığacaklardır. Kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın." diyen Mustafa Kemâl gibi kendimize güveneceğimiz bir yıl…

Kendini bile "Yunus! Sözü eğri büğrü söyleme!" diye uyaran Yunusça bir yıl.

Özümüzle sözümüzün bir olacağı, davranışlarımızın sözümüzü yalanlamayacağı doğru – dürüst bir yıl…

Hayatı "ben" penceresinden değil de "sen" penceresinden seyredebileceğimiz, kendimizi başkasının yerine koyabileceğimiz bir yıl…

Her işe, her duruma iyi tarafından bakacağımız, kusurları hoşgöreceğimiz bir yıl…

"Yaptıysak bir hata affola. Kırdıysak bir kalp affola." diyerek özür dileyeceğimiz bir yıl…

Temizliğimizle, içimizin ve dışımızın ışıltısıyla aslanların bile gözlerini kamaştıracağımız, onları bile kıskandıracağımız bir yıl…

"Saymak" kökünden gelen en özel, en güzel sözcüğü "saygı" kabul edeceğimiz bir yıl…

Yutulması zor, ağızda bırakacağı tadı acı; fakat etkili, fakat çok faydalı bir ilacı "sabrı" mutlaka kullanacağımız bir yıl…

Sabrınızı zorlamayayım ben de. Sözü uzatmayayım.

Sözü kısa tutalım Mevlanaca.

"Fazla söz hamal yüküdür." diyelim Yunusça.

Yeni yılda her şey gönlünüzce olsun.

Cahit Sıtkı Tarancı'nın dizeleriyle yeni yılınızı kutlarım:

(Yeni yılda)

"Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

(Memleketimiz) kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.

Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun."

Saygılarımla.

Meslektaşlarıma da hayırlı ve güzel bir yıl dileğiyle.